Grafen ve Grafen Oksit
14 Ağustos 2022
Uyurgezerlik
28 Ağustos 2022

Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş, 1896 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Henüz üç yaşındayken babasını toprağa verdikten sonra 16 yaşına geldiğinde gönüllü olarak Balkan Harbine katılmıştır. Küçük yaşta katıldığı bu savaşta uçaklardan çok etkilenerek pilot olmaya karar verir. Yaşı küçük olduğu için tayyareci mektebine alınmayacağından makinistlik eğitimi alır. Uçak makinisti olarak Bağdat Cephesine gönderilen Hürkuş, pilot olma hayaline bir adım daha yaklaşmıştır. Fakat görev esnasında yaralanınca İstanbul’a dönmek zorunda kalır. İstanbul’a dönen Hürkuş Yeşilköy’de tayyareci mektebine girerek pilot olmaya hak kazanır.

Kafkas Cephesinde Ruslara karşı savaş pilotu olarak görev yaparken Hürkuş’un uçağı Ruslar tarafından düşürülür ve esir kampına alınır. Azeri Türklerinin yardımıyla buradan kısa sürede kaçar ve İstanbul’a döner. Ama İstanbul’da hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. İngiliz gemileri boğaza demir atmış, Avrupa Devletleri yönetimi ele geçirmiş vaziyettedir. Bir vatan aşığı olan Vecihi Hürkuş, yurdu düşmanlardan temizlemek için Anadolu’ya gider ve İstiklal Mücadelesine katılır. Burada pilot olarak önemli görevler yapan Hürkuş, savaş bittikten sonra tamamen kendi üretimi olan Vecihi K-6 adını verdiği uçağını 29 yaşındayken tamamlar. Vecihi K-6 için uçabilirlik sertifikası almaya çalışan Hürkuş’a o dönem ülkede yetkili bir kurum olmadığı için sertifika verilmez. Vecihi buna rağmen uçağıyla izinsiz olarak havalanarak kısa bir uçuşun ardından iniş yapar. İndiğinde Türkiye’nin ilk yerli uçağını yaptığı için tebrik edilmeyi beklerken 15 günlük hapis cezası alır ve uçağına da el konulur.

İzinsiz uçtuğu için ceza alan Hürkuş, hapisten çıktıktan sonra askeri pilotluk görevinden istifa ederek sivil havacılığa geçer. Farklı şirketlerde pilot olarak çalıştıktan sonra boş bir kereste dükkanı kiralayıp sadece 3 ayda Vecihi K-14 adını verdiği uçağını yapar. Türkiye’den sertifika alamayan Hürkuş, sertifika almak için uçağının tüm parçalarını söküp bir trene doldurarak Çekoslovakya’nın yolunu tutar. Burada uçağın dünya standartlarına uygun olduğuna dair bir belge ve Vecihi Hürkuş’a da kendi başına böylesine etkileyici bir uçak yaptığı için birçok plaket verilir.

Hürkuş, trenle gittiği Çekoslovakya’dan kendi uçağıyla yurda döndükten bir süre sonra Türk havacılığının gelişmesi ve kendi gibi tayyareciler yetiştirmek için 1932 yılında Türkiye’nin ilk sivil havacılık okulunu kurar. Öğrencileriyle beraber bu okulda yeni uçaklar geliştirerek Vecihi K-15 ve K-16 adlı iki yeni uçak daha yapılır ama nedendir bilinmez, Hürkuş’un verdiği diplomalar geçersiz kılınır ve okul maddi yetersizliklerden dolayı kapatılır.

Atatürk’ün hayalinde ise Türk Kuşu adında yeni bir yerli uçak yapılması fikri vardır. Bunun için Hürkuş’la görüşür ve proje kapsamında Hürkuş, dönemin en iyi uçak mühendisliği okullarına sahip Almanya’ya gönderilir. Havacılık sevdasıyla birlikte 4 yıllık bu okulu 2 yılda tamamlayarak yurda geri döner. Fakat döndüğünde Atatürk çoktan vefat etmiştir. Türk Kuşu projesi böylelikle devam etmez, yarım kalır. Bu da yetmezmiş gibi dönemin yönetimi Hürkuş’un Almanya’dan aldığı diplomayı geçersiz sayar. Bu vakitten sonra Hürkuş farklı alanlarda şirketler kurar. Fakat bu şirketler maddi imkansızlıklara ve engellemelere yenik düşerek iflas eder.

Son kurduğu sivil havacılık şirketinin de kapatılmasının ardından maddi anlamada büyük sıkıntılar çeken hatta cüzi miktardaki gazi maaşına bile el konan Vecihi Hürkuş, 16 Temmuz 1969 yılında vefat etmiştir. Tüm yaşamını Türk havacılığının gelişmesine adamış olan Hürkuş’u saygı ve rahmetle anıyoruz.

Hazırlayan: Furkan Babaoğlu

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.