Tarihi Eserlerde Tahribatsız Muayene

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 2022
Sosyalleşmenin Engeli: Sosyofobi
8 Mayıs 2022

Tarihi Eserlerde Tahribatsız Muayene

İnsanlık, yapılan ilk icatlardan bu yana elde ettiği ürünlerin sürekli ve benzer olarak üretilebilmesi için çaba sarf etmiştir. Bu kimi zaman bereketli tahıllar elde etmek için tarımda, kimi zaman da taşları hızlıca kırabilmek için çekiçlerde olacak şekilde her alanda yapılmaya çalışılmıştır. Temel amaç ise insanlığın, elindekinin ne kadar işine yarayacağını bulabilmesi için sürekli olarak elde ettiği ürünleri aynı kalitede üretmek istemesidir. Edinilen amaçlar doğrultusunda insanlık, bilimin de ilerlemesiyle birlikte ürettiklerini çeşitli testlerden geçirerek elindekinin ne kadar yetebileceği üzerine düşünmüştür. Yapılan çalışmalar sonrasında ise tahribatsız muayene adı verilen ilk testler ortaya çıkmıştır. Bu testler, başlangıçta çok ilkel olarak deneme yanılma yoluna benzetilse de zamanla sistematik bir hale gelmeye başlamıştır. Aşamaların düzenli ve bilimsel temellere oturmasının ardından üretilenlerin tahribata neden olmadan test edilmesi bir ihtiyaç haline gelmiştir ve böylece tahribatsız muayene doğmuştur.

Tahribatsız muayene birçok alanda tahribatlı muayeneden farklıdır. Örneğin, tahribatlı muayeneye tabi tutulan ürün bir daha kullanılamayacak kadar deforme olur ancak tahribatsız muayene sayesinde bu sorun ortadan kalkar. Aynı zamanda, tahribatsız muayenenin zorunlu olduğu bazı alanlar da vardır. Bu zorunluluğun nedeni ise üretimi gerçekleştirilen ürünlerin tek ve benzersiz olması sebebiyle tahribattan kesin olarak korunması gereksinimidir. Buna bir örnek vermek istersek tarihi eserlerden bahsedebiliriz.

Tarihi eserler kimi zaman ses sinyalleri, kimi zaman ışık, kimi zaman da elektromanyetizma özelliklerinden yararlanılarak kontrol edilir. Özellikle kazı alanlarında bulunan kapalı ve mühürlü cisimlerin elinde ne olduğunun tespit edilmesi ve içeriğinin ne olduğunu öğrenilmesi için bu yönteme başvurulur. Bunun popüler bir örneği ise Mısır’daki mumyaların yine tahribatsız muayene yöntemleriyle incelenmesidir. Ayrıca piramitlerin gizli bölümlerinin keşfedilmesi ve haritalandırılmasında da yine tahribatsız muayene kullanılmıştır diyebiliriz. Hatta mumyaların tahribata uğramadan sindirim kanallarına bakılarak yedikleri son öğünü öğrenmek yine bu sistem ile mümkün olmuştur.

Görüldüğü üzere, mühendislik sanattan ve tarihten çok uzak sanılsa da aslında tüm alanların gelişmesi için son derece önemlidir. Umarım bu yazı sayesinde blog okuyucularımıza mühendisliğin ne kadar geniş bir alana nüfuz ettiğini gösterebilmişizdir.

Hazırlayan: Gökberk Bahçavan

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.