12 Mart: İstiklal Zaferimizin Sesi

1200 °C Cam Atölyesi Teknik Gezisi
9 Mart 2022
Gökyüzünün Parlak Süsleri: Yıldızlar
16 Mart 2022

12 Mart: İstiklal Zaferimizin Sesi

1. Dünya Savaşı’nın ağır sonuçlarıyla mücadele eden Osmanlı İmparatorluğu, ülke bütünlüğünü kaybetmişti. Düşman askerleri Misak-ı Milli sınırları içerisinde geziniyor, Türk halkı kendi vatanında hor görülüyordu. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla başlatılan Kurtuluş Savaşı ağır şartlar altında devam etmekteydi. Türk askerleri Bağımsızlık Savaşı’nı vatanın dört bir köşesinde sürdürüyordu. İşte bu dönemde askerlerin morallerini yükseltmek, orduyu diri tutabilmek ve Kurtuluş Mücadelesi’ni milli ruhla kazanmak için bir marş yazılmasına karar verildi. Bunun üzerine Maarif Vekaleti şiir yarışması başlatarak 500 TL para ödülü belirledi. Yarışmaya tam 724 şiir katılmıştı. Aralarında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimlerin de olduğu bu yarışmaya, o sırada Burdur Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan ve ileride istiklal şairimiz olacak olan Mehmet Akif “Milletin başarılarının para ile övülemeyeceği”ni söyleyerek şiir yazmayı reddetti.

Şiir göndermek için son tarih olan 23 Aralık 1920 günü, Maarif Vekaleti tüm şiirleri incelemiş ancak marş olabilecek nitelikte bir eser seçememişti. Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in kendisine yazdığı davet mektubu üzerine para ödülünün kaldırılması şartıyla 48 saat içerisinde Türk milletinin destanını kaleme aldığı İstiklal Marşı’nı yazarak bakanlığa teslim etti. Hamdullah Suphi Bey, şiirin önce cephedeki askerlere okutulmasına karar verdi. Batı cephesine gönderilen şiir, askerler arasında coşku uyandırarak büyük bir beğeni toplamayı başardı.

İstiklal Marşımız 17 Şubat 1921 tarihinde, İstiklal Harbi’nin en önemli gazetesi olan Hakimiyet-i Milliye’de yayımlandı. Ön elemeyi 7 şiir geçmişti ve 12 Mart 1921 günü seçim yapılacaktı. Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığını yaptığı Meclis oturumunda şiirler sırayla okunmaya başlandı. Mehmet Akif’in şiiri, kürsüde Suphi Bey tarafından okundu. Milletvekilleri büyük bir tutku ve heyecanla şiiri dinledi. Kazım Karabekir’in eleştirileri ve itirazlarına rağmen diğer şiirlerin okunmasına bile gerek duyulmadan bağımsızlık marşımız kabul edilmişti.

Mehmet Akif, 500 liralık ödülünü yoksul kadın ve çocuklara iş öğretmek amacıyla kurulan Darülmesai’ye bağışlayarak İstiklal Marşı’nın Türk milletine ait olduğunu ifade etti ve tüm eserlerini bir araya getirdiği Safahat’a eklemedi.

Savaş devam ettiği için marşın bestelenmesi 2 yıl ertelenerek 12 Şubat 1923 tarihinde Maarif Müdürlüğü tarafından beste yarışması duyuruldu. 24 bestecinin katıldığı yarışma, savaşın zor şartları sebebiyle sonuçlandırılamadığından bağımsızlığımızın sembolü milli marşımız, ülkenin her bir noktasında farklı bestelerle okunuyordu. Marş; Edirne’de Ahmet Yekta Bey, Ankara’da Osman Zeki Bey, İstanbul’da Osman Rıfat ve Zati Beyler, İzmir’de Zühtü Bey tarafından bestelenen şekilde okunmaya devam etti.

1924 yılında Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi kabul edilse de 1930 yılında değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün bestesi yürürlüğe girmiştir. Aslında başka bir şiir için yazılan bestedeki uyum eksikliğinin sebebi budur. Örneğin ilk cümledeki ‘şafaklarda’ sözcüğü şafak-larda olarak bölünmüştür.

2013 yılına gelindiğindeyse bestedeki okuma zorlukları tamamen giderilerek biri gençlerin söylemesi diğeri üst düzey törenlerde kullanılması amacıyla olmak üzere 2 farklı versiyon ortaya çıkarılmıştır.

İstiklal Marşımızın kabulünün 101. yılında milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygı, minnet ve rahmetle anıyor; Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın diyoruz.

Hazırlayan: Aylin Türk

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.