Formula 1’in Efsane Pilotu: Ayrton Senna

Engel Tanımayan Zeka: Stephen Hawking
8 Ocak 2022
Capgras Sendromu
26 Ocak 2022

Formula 1’in Efsane Pilotu: Ayrton Senna

Ayrton Senna ya da başka bir deyişle, birçok otoriteye göre Formula 1’in yayılmasında ve günümüzde kazandığı popülariteye ulaşmasında yer alan, tarihin en önemli spor figürü. Hatta kimilerine göre Formula 1 tarihinin de en iyisi.

Üç dünya şampiyonluğu ve 41 yarış birinciliği bulunan Senna’nın ismi, Portekiz geleneklerine göre konulurken ilk soyadı olan Senna ise annesinden geliyor. 21 Mart 1960’ta Sao Paulo’da varlıklı bir toprak sahibinin oğlu olarak dünyaya gelen Senna, babasının desteği ile dört yaşında kart aracı sürmeye başladı. İlk kart yarışlarına katıldığında ise henüz 13’ündeydi. Senna bu yarışlara babasının tasarladığı çim biçme makinesinden devşirme bir motorla katılıyor ve başarının araçta değil sürücüde olduğunu çocuk yaşta kanıtlıyordu.

Brazilya’ya ilk Formula 1 Dünya Birinciliğini getiren Emerson Fittipaldi ise Senna’nın araçlara ve yarışlara olan ilgisinin temel kaynağı oldu. Fittipaldi, 1972’de 25 yaşındayken F1 tarihinin en genç Dünya Şampiyonu oldu ve bu başarısını 1974 yılında tekrarlayarak Senna’ya ilham verdi. Senna’nın en büyük motivasyon kaynağı adrenalin ve rekabet duygusu olduğu için de Fittipaldi’den daha iyi olmak istiyordu. Mümkünse en iyisi. Hatta en iyinin de iyisi.

Senna birçok kart şampiyonluklarının ardından 1980 yılında bir araba yarışçısı olmaya karar vererek Birleşik Krallık’a gitti. Artık bir sponsor bulması gerekiyordu. Bu yolda Formula Ford 1600 arabasında bir deneme sürüşüne çıktı ve Van Diemen yöneticisi, Senna’daki sürüş yeteneğini fark edip onu takıma aldı. Artık Senna bir yarışçıydı. Her şey Formula 3000 ile böyle başlamıştı. Formula 3000; F1 öncesi son durak, Senna için ise ilk adımdı.

Senna, 1984 yılında Toleman-Hart takımı ile F1’e ilk adımını attı ve 1985’te Lotus takımıyla devam etti. Buralarda gösterdiği göz alıcı performansın üzerine Senna, usta pilot Alain Prost’un takım arkadaşı olarak McLaren F1 takımına katıldı. Dört dünya şampiyonluğu bulunan, F1’in en iyi pilotlarından Alain Prost ve dönemin lideri McLaren elbette Senna’nın hayatını değiştirecekti. Bu anlaşma dünyanın en iyi pilotlarından ikisinin, Senna ile Alain’in rekabet ve adrenalin dolu unutulmaz çekişmeli yarışlarının başlangıcı olacaktı.

Senna, McLaren ile kimsenin başaramadığı bir şekilde Monaco Grand Prix’ini 6 kez kazandı ve bu pistte halen kırılamayan en hızlı tur rekorunu egale etti. Ayrıca McLaren ile 3 F1 Dünya Şampiyonluğu yaşadı. Yağmurlu havalardaki korkusuz ve üstün sürüşü ona “Rainman” “lakabını kazandırdı. Hatta öyle ki araçların daha çok hızlandığı günümüzde dahi birçok yağmurlu havada pist derece rekorları Senna’ya ait.

“Eğer ikinci olursam mutlu olmam. Ve eğer son sürat döndüğüm bir virajda, ölümle burun buruna gelirsem ve adrenalinim tavan yapacak kadar hızlı değilsem, bu spora veda edeceğim gün gelmiş demektir. Tekerlekli sandalyede yaşlanmak yerine 300 km/h ile duvara çarparak ölmeyi tercih ederim.” Senna’nın bu sözleri onun ne kadar hırslı ve rekabetçi bir insan olduğunu bizlere gösterse de gözyaşlarıyla hatırladığımız trajik sonuna da neden oldu.

1 Mayıs 1994’te San Marino İmola Grand Prix’inde start ışıkları yandı ve Senna gridden son kez çıktığından habersiz bir şekilde gaza bastı. Yarışının henüz ikinci turunda tam 305 km/h hızla Tamburello virajına girdi ve oradan çıkamadı. Aracını ne kadar yavaşlatmak istese de 210 km/h hızla beton bariyere çarptı ve kaza yerinde can verdi.

Bir efsaneye genç yaşta veda edilse de geriye kırılması güç onlarca rekor, başarılarla dolu bir hayat ve sevenlerinin gözyaşını bıraktı. Elbette bir de unutulmaz soru; ya uzun süreler daha o pilot koltuğunda otursaydı?

Hazırlayan: Kadir Kabasakal

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.