Evrimimizin Parçası: Aralıklı Oruç

Kanser Savaşçısı: Kemoterapi
15 Aralık 2021
Hep Bir Genetik: Epigenetik
22 Aralık 2021

Evrimimizin Parçası: Aralıklı Oruç

Aralıklı oruç, çeşitli mecralarda ilk defa bahsedildiği zaman anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir kavramdı. Çünkü o zamana kadar beslenme konusunda kurulmuş olan bilgi çemberine oldukça zıt bir kavramdı bu. Günümüzde bilimsel ayağı çok sağlam olan bu kavram, hem bilim insanları hem de halk arasında daha fazla kabul görmektedir. Aralıklı oruç, beslenme konusunda yapılan güncel araştırma konularının başını çekmekte ve her geçen gün yeni bir faydası bulunmaktadır.

“Intermittent Fasting” olarak da bilinen aralıklı oruç kavramı, oruç ve otofaji konusundaki araştırmalarıyla ünlü Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi’ya 2016 yılında Nobel Tıp ödülü verilene kadar fazla popüler değildi. O tarihten sonra yerli ve yabancı basında sıkça yer alan aralıklı oruç, toplum tarafından da benimsenmeye başlandı.

Bilinmesi gereken en önemli detaylardan biri, aralıklı orucun yeni moda bir diyet veya zayıflama programı olmamasıdır. Metabolizmamızın doğal ve gerekli bir mekanizmasıdır. Günde üç öğün yemek yemek ya da sık sık ara öğünle günü kapatmak bizim evrimsel sürecimize aykırı bir durumdur. Faydalı olmamasının yanı sıra sürekli bu şekilde beslenmek vücudumuza zarar bile verebilmektedir.

İnsan metabolizması için tokluk kadar açlık da önemlidir. Bu sebeple tok kalmamız gerektiği gibi zaman zaman aç kalmamız da gerekmektedir çünkü bu bizim genlerimizde vardır. Atalarımız çok eski zamanlarda kolaylıkla yemek bulamadıkları için uzun saatlerce aç kalmak zorunda kalmışlar ve enerjilerini buna göre ayarlamışlardır.

Tüm bunların yanı sıra belirli bir süre kalori alınmadığı zaman kan şekerinde sağlıklı bir düşüş gerçekleşmesi, 14 saatlik açlıktan sonra vücudumuzun yağ yakma moduna geçmesi ve sirtuin genlerinin aktifleşmesi sonucunda gençlik hormonu olarak da bilinen somatotropin salgılandığı gözlemlenmektedir. Hepsinden önemlisi ise 16 saati geçen kalori almama durumunda hücrelerimizde otofaji başlamasıdır.

Otofaji; hücrelerimizdeki lizozomların belirli dönemlerde hücre içerisinde bulunan eskimiş proteinleri, organelleri, DNA’sı bozulmuş yapıları sindirerek bunların enerjiye dönüştürülmesini ve yerine yenilerinin yapılmasını sağlamaktadır. Kısacası, hücrelerimizin içinde yapılan bir bayram temizliği ve devrim hareketidir. Otofajinin gelişebilmesi için zaman zaman ve belirli sürelerde aç kalınması önemlidir. Yani aralıklı oruç otofajiyle çok yakından bağlantılıdır. Farklı çeşitleri olan bu beslenme türünü hayatımıza katarak metabolizmamızın gençleşmesini sağlayabiliriz. Tabii ki her insanın eşsiz olduğunu ve bu yeni beslenme şeklinin doktora danışılarak deneyimlenmesi gerektiğini unutmadan.

Hazırlayan: Elif Nur Arslan

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.