Büyük Ölülere Matem Gerekmez

MBK Kariyer Eğitimleri | Etkili LinkedIn Kullanımı
6 Kasım 2021
MBK on Air | Evyap
11 Kasım 2021

Büyük Ölülere Matem Gerekmez

Yıl 1938, Mustafa Kemal iştahsız ve halsiz. Sık sık burnu kanıyor, vücudu kaşınıyor. Bir süre sonra bu kaşıntıların sebebinin Çankaya Köşkü’ndeki karıncalar olduğu düşünülerek köşk ilaçlatılıyor. Fakat hastalık devam ediyor ve bunun üzerine Atatürk özel bir kür tedavisi için Yalova’ya götürülüyor. 22 Ocak 1938 günü muayeneyi gerçekleştiren hekim Nihat Reşat Belger, karaciğer rahatsızlığından şüphelenerek Mustafa Kemal’e siroz teşhisi koyuyor. Doktorlar perhiz yapmasını ve termal otelde tedavisini tamamlamasını söylese de Atatürk var gücüyle çalışmaya devam ederek 1 Şubat’ta Bursa’ya gidiyor.

Atatürk’ün gittikçe kötüleşen sağlık durumu üzerine Başbakan Celal Bayar yurtdışından doktor çağırma talebinde bulunuyor. Ancak Mustafa Kemal o dönemde yaşanmakta olan Hatay meselesi sebebiyle hastalığının duyulmasını istemiyor ve Türk hekimlerinin muayenesini kabul ediyor. Beş hekim tarafından yeniden muayene edilen Mustafa Kemal’e bir kez daha siroz tanısı konuyor. Yoğun çalışma temposunu düşürmesi gerektiği şiddetle tavsiye edilince en sonunda o da bu duruma uyum sağlamak zorunda kalıyor.

Celal Bayar’ın yoğun ısrarları üzerine Fransa’dan Profesör Doktor Noel Fissenger Ankara’ya çağırılıyor. Türk hekimleriyle aynı teşhisi koyan Fissenger

, Mustafa Kemal’e “Efendim, büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve ben de sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız” diyor.

Mustafa Kemal, 17 Ekim 1938 tarihinde hastalığı sebebiyle komaya girdi. Ertesi gün boyunca da devam eden uykudan 19 Ekim günü uyandı. Her zaman olduğu gibi 29 Ekim 1938’de de kutlamalara katılmayı ve halkının yanında olmayı tercih etti. 8 Kasım 1938’de ikinci kez komaya giren Atatürk, bu kez maalesef uyanamadı ve 10 Kasım 1938’de saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. O gün tüm Türkiye yağmur yağmadan ıslandı.

Öyle ki Atatürk’ün ölümünü kabullenemeyen silah arkadaşı Salih Bozok, birkaç dakika sonra odadan ayrıldı ve elindeki silahla kendini vurarak intihara teşebbüs etti. Kanlar içinde bulunan Bozok’un intihar girişimi, kurşunun kalbine değil akciğerlerine saplanması sebebiyle başarısız olmuştu.

21 Kasım 1938’de geçici olarak Etnografya Müzesi’ne konulan naaşı, 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e taşındı. Bugün, Atamızın 83. ölüm yıldönümünde, açtığı bu yolda hiç durmadan ilerlerken bir kez daha bize miras bıraktığı cumhuriyetimizi koruyacağımıza ve yaşatacağımıza yemin ediyoruz.

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Rahmet, minnet ve özlemle…

Hazırlayan: Aylin Türk

 

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.