Zombi Bakteri ve Virüsler

Bilimin Kahramanı Stephen Hawking
11 Eylül 2021

Zombi Bakteri ve Virüsler

Küresel ısınma dediğimiz zaman belki de aklımıza ilk olarak buzulların erimesi geliyor. Buzulların erimesi sebebiyle tetiklenecek birçok olay var. Bunlardan bazıları; deniz suyu seviyesinin yükselmesi ve gezegenimizin ısısının artmasıdır. En ilginç tehlikelerden biriyse asırlar önce donmuş olan bakteri ve virüslerin açığa çıkıp tekrardan bir salgına sebep olup olmayacağı konusudur.

Zombi bakteri ve zombi virüs adları verilen bu bakteri ve virüsler, son zamanlarda özellikle koronavirüs sebebiyle sosyal medya üzerinden zaman zaman gündeme geliyor. Gelin bu konuyu bilimsel açıdan ele alalım.

2016 yılının ağustos ayında Sibirya’nın Yamal Yarımadası’nda, 12 yaşında bir çocuk şarbon nedeniyle ölmüş ve 20’den fazla kişi de hastanelik olmuştu. Bu durum araştırmacılar tarafından 75 yıl önce yaşanan bir olaya bağlanmıştı. 75 yıl önce bu bölgede 2000’den fazla geyiğe şarbon bakterisi bulaştığı tespit edilmişti. Biraz daha geriye gidecek olursak 2007 yılında da Antartika’da buzullar altında kalmış 8 milyon yıllık bir bakteri yeniden hayata döndürülmüştü. Bu iki durumu karşılaştırdığımız zaman ölen çocuğa şarbon bakterisinin buzullardaki geyik fosilinden geçmiş olma ihtimali gayet mümkün.

Bu olayın özellikle kuzey kutup dairesinde gözlenmesinin bir sebebi de var.  Bu bölgede Permafrost olarak adlandırdığımız, sürekli donmuş halde kalan bir bölge bulunmakta ve ölen insanlar bu buzulun altına gömüldükten hemen sonra donmaktadırlar. Dondukları için de asırlar boyunca bedenleri bozulmadan kalabilmektedir. Bu yüzden ölen canlıda bulunan bakteri ve virüslerin de bozulmadan kalması olasıdır.

Şaibeli olan kısım ise şudur ki, insanlarda bu varlıklar (bakteri ve virüs) her koşulda yaşayabilir gibi bir düşünce hakimdir. Halbuki uygun olmayan koşullarda parçalanıp dağılabilmektedirler. Permafrost bölgesinden çıkan bu varlıkların hiçbir şey olmamış gibi yüzlerce yıl sonra eski hallerine dönüp insanlara bulaşması zor bir ihtimal olarak gözükmektedir. Bunun sebebiyse virüs ve bakterilerin konakta yaşayacak şekilde evrimleşmeleridir. Bir diğer durumsa istisnalar olmasına rağmen henüz bu bölgeden alınan bakteri ve virüslerin laboratuvar koşullarında istikrarlı bir şekilde çoğaltılamamış olmasıdır.

Peki bu olaydan gerçekten bu kadar da korkmamız gerekiyor mu? Şu an elimizde bulunan veriler kapsamında böyle bir bulaşma riski var. Fakat laboratuvar şartlarında bu varlıkları çoğaltmaya çalıştığımız süreçte yapılacak bir hata nedeniyle laboratuvardan sızıp bulaşma ihtimali daha olası gözüküyor. Bu sebeple bu kadar fazla kaygı duymamamız ve asıl dikkatimizin iklim değişikliği konusu üzerinde olması gerektiği, uzmanlar tarafından söyleniyor.

Hazırlayan: Görkem Türel

 

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.