Tüketim Hastalığı

Türkiye’de Serbest Bölgeler
15 Ağustos 2020
Mikro İfadelerin Gizemi
22 Ağustos 2020

Tüketim Hastalığı

21.yüzyılın en büyük hastalığı belki de tüketim hastalığıdır. Sanki daha fazla alışveriş yaptıkça daha mutlu olacak gibi hissediyoruz fakat tam tersine bir türlü mutlu olamıyoruz. Maalesef ki gün geçtikçe tüketim hastalığımız da artıyor. Bizler mutluluğu tüketmekte değil üretmekte aramalıyken bu sistemin içinde bu farkındalığa sahip olamadan yaşıyoruz. Bazı zamanlar sorgulama yetimizi ve irademizi kaybederek sadece sahip olma arzusu ile hareket ediyor ve doyumsuzluğumuza doyumsuzluk katıyoruz.

Bu hastalığa benzer bir hastalık üzerine ekonomist Thorstein Veblen 1899’da “Gösteriş Amaçlı Tüketim” teorisini oluşturmuş. Bu teori temel olarak bize insanların neden sırf başkalarına göstermek için belirli ürünleri satın aldıklarını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu anlayışın nedenlerini araştırmacılar şu şekilde açıklıyor; insanlar görülebilir şekilde lüks şeylere sahip olmasının onlara ne katacağı hakkında farklı fikirlere sahip. Mesela, lüks bir şeye sahip olmak insanların özgüvenini bir süreliğine de olsa artırabilir veya lüks bir şey edinmek potansiyel arkadaşlıkları etkileyebilir. Michigan Üniversitesi’nden Stephen Garcia tarafından yapılan bir araştırma iki bulgu ortaya çıkardı. Bulgulardan biri şöyle; lüks bir semtte oturan insanlara bir düğüne lüks bir araba ile mi yoksa ortalama bir araç kullanarak mı gidecekleri soruldu. Katılımcıların %65’i lüks aracı seçti. Ancak partide kiminle arkadaş olmak isteyecekleri sorulduğunda, lüks araç sahiplerinin ortalama araç sahiplerinden sosyal olarak çok daha az çekici olduğu ortaya çıktı. Başka bir bulgu ise üniversite öğrencilerine hobileri, ev durumları, kullandıkları araba türü ve kış mevsiminde giydikleri montları tanıtılan iki profilden hangisi ile sohbet etmek istedikleri soruldu ve benzer sonuçlar alındı. Bu bulgulara göre insanlar arkadaş ararken kendilerini yetersiz hissetmekten hoşlanmıyorlar. Arkadaşları onlardan daha iyi durumda olduğunda bundan rahatsız oluyorlar ve bir arkadaşının başarısına sevinemiyorlar. Tabii ki hiç kimse arkadaş edinmek ya da havalı görünmek için bir şeyler satın aldığını kabul etmek istemez, pek çok kişi alımlarını başka şekillerde rasyonalize eder.

2016’da yazılmış bir makalede Harvard Business School profesörü Anat Keinan ve arkadaşları “fonksiyonel mazeret” üzerine bir inceleme yaptılar. İnsanların işlevini yerine getiren bir ürünün pahalısını almak için mazeretler bulduğu ortaya çıktı. Mesela bir dizüstü bilgisayar için kullanışlı bir koruyucu cebi olan üst düzey bir çanta satın almayı haklı çıkarabilirler. İşin bir de israf olarak tabir edilen boyutu var. Columbia Business School’da pazarlama profesörü Silvia Bellezza şöyle açıklıyor:

“Bizler sosyal canlılarız, diğerlerinden daha fazlasını elde ettiğimizde onların bunu yaptığımızı bilmelerini isteriz. Bunu da bir şeyleri boşa harcayarak yaparız.”

Veblen’e göre gösteriş amaçlı tüketim, insanlığın ilk çağlarında ortaya çıkmıştır. O zamanlarda yemek bulma, alet edevat, avlanma gibi olan bu gösteriş faaliyetleri yerini lüks araba sahibi olma, gidilen özel okullar, yeme-içme mekanları, okunan kitaplar gibi şeylere bıraktı. Bellezza’ya göre de birçok üst düzey mal değerini kaybetmeye başladı çünkü artık her şey ucuz fiyatla seri üretiliyor ve dolayısıyla bu ürünlere herkes ulaşabiliyor. Gerçekten de günümüzde her sektörde ucuz fiyatlı seri üretim ürünlerine hepimiz rahatlıkla her yerde ulaşabiliyoruz.

Eskiye nazaran pahalı ürün alımı azalmış durumda fakat ucuz ürünlerin de bu kadar seri üretilmesi başta konuştuğumuz konuya dönmemizi gerektiriyor. Tüketim hastalığı… Fark etmeden zaten fiyatı çok düşük, indirime girmiş bu fırsatı kaçırmayayım diyerek ihtiyacımızdan fazlasını alıyoruz, stok üstüne stok yapıyoruz. İnsanlık olarak bu çılgınlığa bir dur demeli ve kendimizi sorgulamalıyız. Temel ihtiyaçlarımızı belirleyip bilinçli tüketiciler ve üreticiler olmalıyız.

Hazırlayan: İlknur Yıldız